31 Aralık 2011 Cumartesi

Bir delinin hatıra defteri (9)

30 Aralık Cuma
Bu sabah Eres'ten gelen telefonla öğleden sonra planı belli oldu. Tuzak kokusu almama rağmen Mannheim'a gitmeyi kabul ettim. Neustadt tren istasyonunda buluştuk ve Eres'ten beklediğimiz gibi koşturmaya başladık. Neyse ki 20 metre sonra perona geldik ve ilk etap bitmiş oldu. Eres treni beklerken yolda benimle konuşmak istediğini söyleyince tuzaktan emin oldum. Bu konuşma tabii ki trende rahat rahat otururken değil de Mannheim'da koştururken yapıldı. Sonunda bir hayır konserinde kasa nöbetçiliği ve bir Porto Rikoluya Almanca dersi vermeyi kabul etmek zorunda kaldım.
Sonra bir kafeye girip bir şeyler içtik. Serkan ve ben kola şişesiyle küçük bir konser verdik. Kafeden sonra Eres ve Katja alışverişe gitti, ben de çocuklar açık hava paten pistinde kayarken onları bekledim.
Akşam evde çocuklarla yalnızdım ve aslında film seyretme planları yapıyordum ama çocuklar bir türlü uyumak istemediğinden bunu yapamadım. Uyuduklarında Dieter Nuhr'un daha önce seyretmediğim bir stand-up şovu vardı ve neşeli bir gece için gereken her şey tamamdı.
Korkusuz ve uykusuz bir gün geçirmiştim, iyi miydi bilmiyorum ama sanırım şikayet etmek için henüz çok erken.

30 Aralık 2011 Cuma

Bir delinin hatıra defteri (8)

29 Aralık Perşembe
Artık uyumak dışında bir şey yapmıyorum.  Uyanıkken de dış dünya ile iletişimimi en aza indirdim, hiç bir şey yapmak istemiyorum. İnsanlar bana yardım etmeye çalışıyor ama bütün bunları geri çeviriyorum. Neden böyle yaptığımı da şu an düşünmek istemiyorum. Uyumadığım zamanlarda topoloji kitabımdan bir paragraf okuyup anlamaya çalışıyorum.
Akşamı televizyon seyrederek geçirdim. Film seyrederken çikolatalı dondurma yemek ne güzelmiş. Güzel olan belki de her şeyden kaçabilmek ama kaçacak yerimin kalmadığı zamanlar da gelecek.

28 Aralık 2011 Çarşamba

Bir delinin hatıra defteri (7)

28 Aralık Çarşamba
Bu gün öğleden sonra Speyer'deki teknik müzeye gittik. Uçaklar, gemiler, kara taşıtları ve uzay yolculukları ile ilgili sergiler vardı. Çocuklar epey eğlendi, ben de yeterince fotoğraf çekebildim. İlaçların etkisi artık iyice azaldı, sadece uyku ve arada tansiyon düşmesi gibi hisler var. Diğer yan etkilerin kaybolması ile kendimde birden yine hobilerimle ilgilenebilecek gücü buldum ama aynı zamanda artık eskisi gibi her şeyi de düşünebiliyorum. Bir şekilde bu ikisini birbiriyle kapıştırabilirsem belki rahat edebilirim.

27 Aralık 2011 Salı

Bir delinin hatıra defteri (6)

Bu sabah bizimkiler Fransa'ya gitmeye karar verdiler, daha doğrusu plan Fransa sınırını geçip biraz alışveriş yapıp geri dönmekti. Ben bu kadar uzun süre ayık duramayacağımı fakat Neustadt'a kadar beraber gelebileceğimi söyledim. Kitapçıları dolaşıp biraz da fotoğraf çekmeyi planlıyordum ve uykum geldiğinde de 10 dakikada evde olabilecektim. 
Önce heykellerle kiliselerin fotoğrafını çekmeye gittim, böylece panorama denemeleri de yapabilecektim. Kiliselerin biri onarımdaydı, diğeri ile yetinmek zorunda kaldım. Sonra heykelleri aramaya başladım. Bu sırada tekerlekli sandalyesiyle gezen yaşlı bir adam bana seslendi. Zaten söylenenleri anlayamıyorum bir de Pfälzisch konuşan birini anlamak zorunda kalacağımın stresini düşünerek yaklaştım. İlk cümle kolaydı, arabanın arka tekerleğine yapışmış bir şey var mı diye bakmamı istiyordu. Kontrol ettim, yoktu. Sonra eğer yanlış anlamadıysam, yıl boyunca arabanın tekerleğine tatile çıkmaya yetecek kadar para yapıştığını söyledi ve birbirimize iyi günler dileyip ayrıldık. Kitapçılarda aradığım ilanları bulamayınca eve dönmeye karar verdim.
Evde televizyon karşısında bir iki saat kestirmişim. Kalktıktan sonra ilacın hiç bir etkisini hissetmiyordum. Böylece mükemmel denilebilecek bir kaç saat geçirdim. 
Akşam evde yine yalnızım ve panikler arada geliyor. Bu sefer en kötü senaryoların yanında daha mantıklı varyantları da düşünebiliyorum. Yaptıklarımın ne kadarı benden ne kadarı ilaçtan geliyor bilmediğimden böyle ufak zaferlere sevinemiyorum.
Sevinmemekte haklıymışım, korkular artık her taraftan saldırıyor ve ilacım da beni terk etmiş. Uyuyabilmek için kitap okumayı da denedim ama olmuyor, bu akşamki savaşı kaybedeceğim kesinleşti. 

26 Aralık 2011 Pazartesi

Bir delinin hatıra defteri (5)

26 Aralık Pazartesi
Bu sabah baş dönmesinin yanında mide bulantısı da var. Katja elektronik bir hatayı düzeltmek için dışarı çıktı. Panik! Çocuklar odalarında ödev yapıyorlar ve arada anlamadıklarını bana soruyorlar. Onların yaşındayken rahatlıkla yaptığım soruları şimdi anlayamıyorum. Kafamda şu an sadece acaba elektronik postada ne yazıyordu sorusu var ve bu sefer ne yazık ki ilaçtan daha güçlüyüm.
Serkan arada bir yanıma geliyor ve yazdıklarımı okuyor ama anlıyor mu bilmiyorum. Belki de bunları benim yazdığımı bile bilmiyor.
Öğleden sonra biraz uyumaya çalıştım. Mangal hazır olunca beni kaldırdılar. Yemekten sonra çocukların dönme dolabını yapmaya başladım ama oturduğum yerde rahat edemiyorum.  Beş dakikada bir ara veriyorum. Sanki hastayım, eklemlerim ağrıyor, başım dönüyor ve midem bulanıyor. Ağzım kuru ve arada bir çenem kasılıyor.
Sonra çocuklar ormana gezmeye gitti, bu sefer ben evde kaldım. Ormanda yürüyebilecek kadar iyi hissetmiyordum kendimi, oysa ki hava bu gün mevsime göre oldukça sıcaktı. Gezintiden döndüklerinde tekrar dönme dolabın başına oturduk. Bu sefer daha uzun süre çalışabildim ve epey bir kısmını bitirdim. Kalkar kalkmaz hastalığım kendini yine hatırlattı, çalışırken bunu tamamen unutmuştum. Artık panikten çok hasta mıyım diye düşünüyorum.
İnsanlar bana ilacın dozunu azaltmamı söylüyor ama onları dinlememek için doktor her gün bir tane almamı söylediği bahanesini kullanarak bu teklifi reddediyorum.
Akşamı televizyon karşısında daha önce defalarca seyrettiğim filmlerle geçirdim. Gece bir gibi uykum kaçmış bir şekilde yatağa gittim ve kitap okumaya başladım. Uykusuzluğun en güzel ve etkili ilacının yardımıyla kısa sürede uyuyakalmışım.

25 Aralık 2011 Pazar

Bir delinin hatıra deferi (4)

25 Aralık Pazar
Dün gece tahminimde daha çabuk uykuya dalmışım ve güzel uyudum. Dokuz gibi kalktım ve ona doğru ilaçlarımı aldım. Neredeyse unutacaktım. Bu sefer baş dönmeleri ve baş ağrılarıyla boğuşuyorum.  Ev soğuk değil ama üşüyorum. Neden bilmiyorum ama dişlerimi de gıcırdatıyorum. Eğer gece uyurken böyle yapsam korkunç dişçi rüyaları görürdüm. Henüz uykum gelmedi.
İti an, çomağı hazırla. Saat onbir buçuk ve esnemeye başladım.
Öğlenden sonra biraz kestirdim ve çocuklarla dönme dolap kurmaya başladık. Bu sırada ilacın etkisini artık hissetmiyordum.
Saat dört buçuk. Panik yine şiddetli bir şekilde geri geldi. Aynı insanın kendi kendini gıdıklayamaması gibi. Ben bunları kendime söylediğimde bir şey yok ama başkası söyleyince felaket. Paniği anlamaya çalışıyorum ama düşünmeye başladığım anda kafamdaki görüntüler buharlaşıyor. Keşke panik de beraber kaybolsa ama o zaman problem çok kolay olurdu. Ne kadar sabırsızım.
İlacın etkisi ile duyu organlarım yavaşladı ama normalde sadece kadınların fark ettiği değişiklikleri fark edebiliyorum artık. Doktor ilacı verirken bağımlılık yapmaz demişti ama bazı yan etkileri için bağımlı olmayı isteyebilirim.
Akşam evde yalnızdım. Televizyonun karşısında köpük parçaları üretimine devam ettim. Sürekli aynı işi yapmanın uyuşturucu etkisi ile korkusuz, kolay bir akşam oldu.

24 Aralık 2011 Cumartesi

Bir delinin hatıra defteri (3)

24 Aralık Cumartesi
Bu gün Noel. Gece iyi uyudum. Gördüğüm rüyaları da hatırlamıyorum, sadece birinde kar vardı ama nerede, neden bilmiyorum. Kalkmadan önceki ereksiyon kısa bir tebessüme yol açtıysa da işemeye gidince geçti. 
Hani çekilmiş dişin geride bıraktığı boşluğu dilimizle kurcalarız ya, ben de öyle ufak ufak beni deli eden düşüncelerle oynamaya başladım. Panik durumu ortaya çıkmadı ama şansımı zorlamak istemedim ve ilaçlarımı aldım. Noel nedeniyle bir hafta izin aldım şirketten ama sanırım tatilim planladığım gibi geçmeyecek. Umarım ilacın etkilerine çabuk alışırım yoksa işe döndüğümde epey sıkıntılar yaşayacağım. Son iki gün şirkette sadece uyumamaya çalıştım ve otomatik pilotta biraz program yazdım.
Bir saat oldu ve hala uyku bastırmadı. Belki de alışıyorum ilaca. Ses dalgalarını görünür hale getirmek için bir deney hazırlıyorum. Şimdilik paketlerde kullanılan plastik köpük bloklarını en küçük parçalarına ayırıyorum ve bu sırada bir kadının kocasını öldürmesi için neler yaşamış olması gerekir acaba diye düşünüyorum. Daha doğrusu düşünmeye çalışıyorum ama yapamıyorum. İlacı kullandıktan sonra bazen dost ateşi altında kalmışım gibi hissediyorum. Bu sefer dostum biraz daha ağır silahlarla saldırıyor. Baş dönmesi, titremeler ve parmaklarımda uyuşmalar var. Terlemeye de başladım. Sakinleşmek için biraz gitar çaldım ama sakinleştim mi? Hayır.
Çocuklarla çıktık ve kaynanamın evine gittik. Yol boyunca sersemlemiş bir şekilde yürüyordum. Çocuklara durumu fark ettirmemek çok zor geliyor artık. Ümit ve Serkan sürekli bir şeyler anlattılar, sanırım Serkan roket ve dünyanın yok olması projelerinden bahsediyordu. Ümit normalde o kadar hızlı konuşuyor ki, onu anlamayı beklemiyordum.  Beynim ise sadece bir şey düşünebiliyordu: Şimdi öbür ayağını ileri koy, şimdi diğerini. Böyle devam et.
Evde kanepeye uzandım ve sonunda gözlerimin uzun zamandır istediği şeyi yaptım. Bir saat sonra filan uyandım, Katja Noel alışverişinden gelmişti. Biraz sonra da Astrid Noel hediyeleri ile geldi ve akşam burada olmayacağından hediyelerimizi hemen açtık. Şu an çocuklarla ormanda gezmeye gitmek ile dönüp tekrar yatmak arasında kararsızım.
Ormandan döndükten sonra sıra Noel ağacı altında hediyeleri açmaya geldi. Çocuklar hediyelere bayıldı. İnsanların bu kadar mutlu olduğu bir anda bile hiç bir şey düşünemeden ve hissedemeden sadece var olmak ilginç bir tecrübeydi. Hareketleri olduktan sonra görebiliyordum, söylenenleri algılayamıyordum, daha doğrusu tepki verdikten sonra algılayabiliyordum.
Bu akşam için son görevim beraber akşam yemeği. Bunu da atlatırsam eve gidip kendi boşluğumda hayatıma devam edebileceğim. Daha önce paniğe kapıldığımda kalbim sıkışıyor gibi olurdu, şimdi sadece kısaca başım ağrıyor.
Şimdi evdeyim. Katja'nın netbook'unu söktüm ve sabit diskindeki verileri kurtardım ama netbook'u kurtaramadım. Şu anda uykum yok artık, bakalım uyumayı nasıl becereceğim bu gece.