31 Mart 2012 Cumartesi

Kayıp aranıyor!

Felixlerin laneti devam ediyor. Kaynanamın son kedisi Felix III daha bir yaşındayken mart ayı gelince ormana diye evden çıktı ve bir haftadır kendisinden haber alınamıyor. 

Ormanda, tren yolu kenarında ve komşuların bahçelerinde arama çalışmalarına devam ediliyor. Yetkililer fidye için kaçırılmış olabileceğine ihtimal vermiyorlar. Şüpheliler arasında yaban domuzları, kedilerden nefret eden avcı komşular ve daha çok fare barındıran bazı orman bölgeleri sayılıyor. 

Kaynanam olay karşısında üzüntüsünü saklayamazken, 'Keşke bu kadar beklemeyip hadım ettirseydik' diye yorum yaptı.

25 Mart 2012 Pazar

Ümit ve Serkan (20)

Bu gün de hava çok güzeldi ama ben haftasonu için yapacaklarımı bitirdiğimden bahçede yatıp kitap okuyayım dedim. Belki bir şeyler ziyaretime gelir diye fotoğraf makinesini de yanıma aldım. Tabii ki çocuklar yanımdan ayrılmadığı için ne kitap okuyabildim ne de fotoğraf çekebildim. Bunun üzerine Ümit'e bir görev vermeye karar verdim ve bir Aurorafalter (Anthocharis cardamines) aradığımı söyledim ve eğer bir tane görürlerse bana haber vermelerini söyledim. Tabii ki neye benzediğini de anlattım. Şansa o sırada bir tane yanımızdan geçti de Ümit neye benzediğini iyice anladı ve Serkan'la beraber kelebek ağlarını almaya gittiler. Serkan kelebek için bu güne kadar gördüğüm en konforlu tuzağı kurarken Ümit de bana Anakin Skywalker'ın bir arkadaşını tarif etmeye çalışıyordu. Ben anlamamakta ısrar edince önce toprağa çizerek anlatmaya çalıştı, sonra da çalı çırpıdan bir yüz yaptı ama yine de işe yaramadı. Daha sonra bilgisayardaki robot resimlerden bunun Obi-Wan Kenobi olduğunu çözdük. Serkan'ın hazırladığı tuzak kelebeği çekmek için sarı çiçeklerden, yumurtalar için ısırganlardan ve kötü havalar için kelebeğin kalabileceği kuytu yerlerden oluşuyordu. Tabii ki kelebek buraya geldiğinden yakalamak için ağ da hazır bekliyordu. Her ne kadar konfor amaçlı bitkiler bu tür için yanlış olsa da sistemin nasıl çalıştığını anlıyorlardı bir miktar.

Bir süre sonra beklemekten sıkıldık ve ormanda gezmeye çıktık. Yolda aradığımız çiçeklerden bir miktar gördük ama yumurtaya rastalamadık. En azından çocuklar da artık hangi çiçekleri aramamız gerektiğini biliyorlar. Ormanda fazla kalmadık ve eve döndük, Serkan hemen terasa çıktı ve ben de Ümit'le çiçek fotoğrafı çekmek için sokağın sonuna kadar gittim. Bir kaç poz çektikten sonra geri döndük. Eve geldiğimizde Serkan sinirle üzerimize yürüdü, anladığım kadarıyla onu bırakıp gittiğimiz için çok kızmış. Kameramı çıkarıp düelloya gelmemi talep etti. Neyseki bir de onunla çiçeklere gitme teklifimi bir şartla kabul etti, bisikletle gidecekti. Böylece sorunu kan dökülmeden çözebildik. 

24 Mart 2012 Cumartesi

Doğum günü

Çocukların doğum günü sabah hediye paketlerinin açılmasıyla başladı. Çocukların isteği üzerine işi bugün astığım için (izinli olarak) hala yataktaydım ve yataktan kalkmaya niyetim de yoktu ama çocuklara hediyelerini okuldan sonra açın demek işe yaramayacağından mecburen kalktım. Çocukların sevinç çığlıklarından anladığım kadarıyla Katja onlar için oldukça güzel hediyeler seçmişti. Beş dakika içinde salon gormitiler, ninjagolar ve beyblade'lerle dolmuştu.

Daha sonra hazırlanıp çocukları okula götürdük. Sınıf arkadaşları hemen kutlamalara başladılar.
Soldan sağa: Levin, Ümit ve Serkan

Bu gün yemekte yılan var

Daha sonra Katja öğleden sonraki hazine arama için şekerleme almaya gitti ve ben de evde şekerleme yaptım. Ayrıca bize gelen paketleri zili çalıp bize vermek yerine balkona koyan kişinin de kargo şirketi çalışanı değil de postacı olduğunu şans eseri öğrendim.

Öğleden sonra davetli çocuklar birer birer gelmeye başladılar. Önce doğum günü pastamızın ve diğer tatlıların tadına baktık.

Levin, Serkan, Dominik

Florian ve Levin

Sonra oyuncaklarımızı test ettik.

Florian ve Paul

Dominik ve Serkan

Paul ve Dominik

Ardından sıra hazine aramaya geldi. Önce profesyonelce parçalanmış ve yakılmış ipucu parçalarını birleştirdiler.

Oldukça başarılı bir grup çalışması

İlk ipucu bizi bodruma götürdü.

Dominik en arkada kalmış

Bir sonraki ipucuyla ormana yollandık.

Ormanda saklanmış bir sonraki defineye doğru koşuyoruz

Burada da görüldüğü gibi en arkada hep ben kalmışım, hiç bir şekilde yetişemedim çocuklara.

Son ipucuna giderken yolda Meyerlere uğrayıp ekstra enerji aldık.

jelibonlarımızı alıyoruz

Ve sonunda son ipucunu da bulduk.

Define arabanın bagajında mıymış?

Geri döndükten sonra herkes yorgunluktan öldüğünü iddia ediyordu ama sanırım benden başka herkes yalan söylüyordu. İnanmayanlar aşağıdaki resimlere bakabilirler.









19 Mart 2012 Pazartesi

Bridge hastaları

Üyesi olduğum Kaiserslautern Bridge Klubü'nde pazartesi akşamları turnuvalar olur. Benim henüz bir eşim olmadığından bu turnuvalara düzenli olarak katılamıyorum. Salı günü katıldığım kursun hocası cumartesi günü beni aradı ve bir sorunu olduğunu söyledi. Ben heralde benim için aradığı eş konusunda bir sorun çıktı diye düşündüm ve ne olduğunu sordum. Kendi bridge eşi bu hafta beşinci çocuğunu doğuracağından pazartesi belki gelemeyecekmiş ve bu durumda pazartesi benim oynayıp oynayamayacağımı merak ediyormuş. Ben de sorun yok dedim, pazartesi yeterince erken haber verirse gelebileceğimi belirttim. Ayrıca Nisan ayı ve yaz için de eşler ayarlamış. 

Bu sabah beni aradı ve ne yazık ki bu akşam bana ihtiyacı olmadığını söyledi. Bunu hiç dert etmemiştim, çünkü bu gün aynı zamanda genel kurul toplantısı olacaktı ve bu toplantılardan pek hoşlanmam. Oyun eşinin bu gün her an doğuma gitmesi gerekebileceğini de ekleyince kafam karıştı birden. Haftasonu beni tam da bu nedenle aramıştı, şimdi her şey dediği gibi oluyordu ve bana gerek yoktu. İstemezse istemesin diye düşünmeye başladığımda adamın telefonda anlattığı açıklamaları yine duymaya başladım. Meğer kadın sabah doğum yapmayı, sonra da taburcu olup akşam oynamaya gelmeyi planlıyormuş. Böyle azmin karşısında eğilerek yarın derste görüşürüz, duruma göre plan yaparız diyebildim sadece.

18 Mart 2012 Pazar

Alman nevruzu: Sommertagszug

Çok eski zamanlardan beri gelen kış ve yaz arasındaki savaşı temsil eden bir gelenek. Eskiden de öyle miydi bilmiyorum ama artık çocuklara yönelik bir bayram. Anaokulu ve ilkokul çocukları bu gün için taşıyacakları ağaç dallarını özel süslerle donatırlar. Çatal şeklinde bir dala elma, Alman simidi (Brezel), içi boşaltılmış yumurta, güneş, kardanadam, yazı temsil eden çam dalları, kışı temsil eden saman, yıldız ve kurdeleler takılır. Biz gösterilerin yapılacağı okul bahçesine geldiğimizde bu geleneğin tarihçesi anlatılmaktaydı.

Şehrin ve geleneğin kısa tarihi


Çocuklar güreş minderinin etrafında hazırladıkları dalları sergiliyorlar.

İlk etkinlik olarak şehrin anaokulları doğanın uyanışını temsil eden müzikli küçük dans gösterileri sunuyorlar. Daha sonra kış ile yaz güreş minderinde karşılaşır, tabii ki herkes yazın kazanmasını ister. Bu yıl sonucu garantiye almak için hangi güreşçinin yaz hangisinin kış olduğunu baştan söylemediler. 

Güreş karşılaşmasının ardından balta ile ağaç kesme yarışı yapılır. Bu yıl baba oğul karşı karşıya geldi ve sonuçta oğul kazandı, fakat hiç de kolay bir karşılaşma olmadı. Yarış için yaş kütük seçmeleri ikisi için de çok yorucu oldu ve arada verilen meyve suyu molaları daha sonra yerini bira molalarına bıraktı.

Baba oğul bira molasında


Eğlence itfaiye gözetiminde kışın yakılmasıyla sona erer. Ateşin üzerinden atlama sadece gençler tarafından bazen yapılır. Bu yıl yağmur nedeniyle katılım az oldu ve gönüllü itfaiyecilere de pek iş düşmedi.



17 Mart 2012 Cumartesi

Ümit ve Serkan (19)


Haftalardır kütüphaneye geri vermek için aradığımız dinozor kitabının aslında bir CD olduğunu fark ettikten sonra ancak dün akşam bulabildik. Dolayısı ile bu sabah kütüphaneye gidelim dedik. Çocuklar bizden 5 dakika önce çıkıp postaneye yürüdüler. Ümit haftalardır para biriktiriyordu, almayı istediği dergi bu gün bayilere gelecekti. Biz arabayla postaneye geldiğimizde çocuklar dışarıda bizi bekliyordu ama Ümit'in yüzünden derginin bizim postaneye henüz gelmediği anlaşılıyordu. Ümit tabii ki yeni bir plan yapmıştı. Bu güne kadar kendisini asla hayal kırıklığına uğratmayan Neustadt istasyonundaki kitapçıya gitmek istiyordu. 

İstasyona geldiğimizde park yeri yoktu, ben Ümit'le arabadan indim ve kitapçıya gittik. Neyse ki dergiyi burada bulabildik. Ümit cüzdanını çıkardı ve dergiyi ödemeye gitti. Satıcı kadın 3.95€ dedi ve Ümit saymaya başladı. 20, 40, 60, 70, 80, 85, 90, 95 ... Neyseki bizden başka bekleyen müşteri yoktu. 135, 140, 142, 144 ... Satıcıya biraz uzun sürecek galiba dedim ama tepki olarak sadece bir Kimi Raikkönen gülümsemesi aldım. 210, 220, 230, 235, 240 ... Bu sırada Katja ve Serkan'da içeri girdiler ve gülmeye başladılar. Ben de fırsatı değerlendirip raflardaki kitaplara kaçtım. Birkaç dakika sonra Ümit 4 dedi ve rahat bir nefes aldık. Paranın üstünü alıp dayak yemeden hemen arabaya gittik.

Kütüphaneden sonra çocuklara doğum günü için etobur bitkiler almaya gittik. Yolda Katja çocukların bu hafta oldukları sınavlardan bahsetti. Konu günler, aylar, mevsimlerdi. İkisi de birer hata yapmışlar. Çok iyi dediğim sırada Ümit ikisinin de aynı soruyu yanlış yaptıklarını söyledi. Hangi soruymuş diye sordum ve doğum tarihlerini yanlış yazdıklarını öğrendim. Yılı yazmayı unutmuşlar. 

11 Mart 2012 Pazar

Ağaçkakan

Sabahları tren istasyonuna giderken uzaklardan seslerini duyarım. Çok seri bir taktaktaktak. Gözden uzak gönülden uzak düşüncesiyle pek ilgilenmiyordum, ta ki geçen hafta öğle yemeğinden hemen önce ev halkı bahçeye bir ağaçkakanın geldiğini söyleyene kadar. Tabii ki ben gelene kadar kaçmıştı ama artık o kadar da uzakta değillerdi. 

Hafta için şirkette zamanımın önemli bir kısmını bu kuşlara adadım ve bilgiler topladım. Saniyede 20 darbe hıza ulaşabildikleri ve kafalarının 1200 g ivmeye dayanabildikleri ve darbeden bir milisaniye önce gözlerini kapatarak uçuşan talaşlardan korundukları bilgileri beni çok etkiledi. İstasyonda tren beklerken seslerini daha dikkatli dinledim ve kaynanamın evine birkaç yüz metre uzakta bir taneyi hedef olarak belirledim. 

Dün öğlende kaynanam planımı anlattım ve çocuklarla beraber gelmek isterler mi diye sordum. O da bana o kadar gitmeme gerek olmadığını, bahçenin yukarısında da ağaçkakanlar olduğunu söyledi. Daha az yürümek daha iyi bir fikirdi ama çocuklarla gitmek hiçbir şey göremeyeceğim demekti. Sonunda ilk gün için hedef küçülttüm ve sadece ağaçkakan yuvası aramaya karar verdim. Okuduğum bilgilere göre ağaçkakanlar birden fazla yuva adayı yapıyor ve sonra birini seçiyorlarmıs. Eğer yapım aşamasında bir kaç delik bulabilirsem belki bir kaç ay içinde ağaçkakan yavrusu görme şansım bile olabilecekti. 

Ormanda daha elli metre gitmemiştik ki yeni açılmış deliklerle kaplı ölü bir ağaç gördük. Delikler oldukça alçaktı ama aynı zamanda da derindiler, sadece böcek aramak için açılmışa benzemiyorlardı. Çevrede ayrıca daha yükseklerde olmak üzere daha başka delikler de gördük. Ne yazık ki bütün gün uzaktan gelen sesler dışında canlı hiçbir kanıt bulamadık. 

Bugün şansımı yalnız denemeye karar verdim ve aynı yolu takip etmeye başladım. Birinci kattaki yola kadar bir şey yoktu. İkinci kattaki yola çıkmak için patikayı takip etmek yerine yine tepeyi tırmandım. Bu sırada dün gördüğüm ağaçlara tekrar baktım, yerlerini daha sonrası için hatırlamam gerekebilirdi. Bu sırada arkamdan gelen çok yavaş tak tak şeklinde sesler duydum ama pek dikkat etmedim, bazen baştankara türü kuşlar da ağaçları gagaladığında böyle sesler çıkıyor çünkü. Yokuş tırmanma nedeniyle biraz soluklandıktan sonra yeniden yürümek için arkamı döndüm ve hazır dönmüşken sesin geldiği ağacı aradım ve sonunda aşağıdaki ağaçkakanı iş başında gördüm. Biraz daha yaklaşmaya karar verdim ama bu sırada onu kaçırdım.


Dendrocopos major

Sonunda şans bana gülmüştü ve bunun ne kadar daha devam edebileceğini öğrenmek için Lindenberg'e doğru yürümeye başladım. Lindenberg tepelerinde bir gün önce atmaca ve doğan türü yırtıcı kuşlar görmüştüm ve ormanın yola yakın kısmında da ufak çaplı bir bataklık vardı. Geçen gittiğimde o bataklıkta kurbağa görememiştim ama artık iribaş bulmaya bile razıydım. Ne yazık ki talihin dengeleri istediğim gibi çalışmıyordu, ne yırtıcı kuş ne de kurbağa göremedim ama aşağıdaki videoyu çekebildim.


Kuş sesleri eşliğinde sincap ile birkaç saniye