21 Şubat 2013 Perşembe

Basit bir içbükey mercek

Işığın içbükey mercek tarafından kırılmasını gözlemlemek için basit bir mercek yapmaya karar verdim. Bunun için bir reçel kavanozu aldım ve içine su doldurdum. Kavanozun içbükey şeklini alan su kırılma indisi sayesinde beklediğim mercek etkisini gösterdi. Duvara yapıştırdığım milimetrik kağıdı da ekran olarak kullandım.

Işık kaynağı olarak 1 mW gücünde bir lazer kullandım. Lazeri, ışın kavanozdan geçip ekrana düşecek şekilde ekrana paralel hareket ettirerek ışının mercek içinde takip ettiği yolları gözlemledim.

Çevredeki ışık güçlü olduğundan su içindeki kırılma çok net görülemedi. Bunun üzerine suya ışını görmemi sağlayacak parçacıklar katmaya karar verdim ve bunun için suya birkaç damla süt kattım.

Son olarak da milimetrik kağıt üzerindeki noktayı kullanarak merceğin odak mesafesini bulmaya çalıştım. Aşağıda bu denemeleri kaydettiğim bir videoyu görebilirsiniz.

16 Şubat 2013 Cumartesi

Nişasta ve su

Bugüne kadar nişasta ile ilgili hayal meyal hatırlayabildiğim iki şey biliyordum:

  • Patateste bulunur
  • Ağızda sindirilir
Bugün televizyonda gördüğüm bir nişasta deneyi için malzeme almaya çıktım. Alışveriş merkezinin birinde nişasta buldum. El işleri konusundaki yeteneksizliğimi bildiğimden iki paket mısır nişastası aldım. Akşam deneyi yaparken bunun ne kadar doğru bir karar olduğunu anlayacaktım.

Deney aslında oldukça basit. Bir kaba bir miktar nişasta koyuluyor ve sonra kaba yavaş yavaş su ekleniyor. Karışımın çok sulu olmamasına dikkat etmek gerekiyor. Hamur kıvamında tutmak yeterli aslında. Tabii ben doğru oranı bulduğumda elimde artık başka bir deneme için nişasta kalmamıştı. Karışım hazır olunca deneyler de kolayca yapılabiliyor. Deneylerden önce etrafı gazete kağıdıyla koruma altına almak oldukça akıllıca bir hareket olacaktır. Büyük ihtimalle etrafa ya toz halinde nişasta ya da hamur şeklinde karışım saçılacaktır. Ya da benim yaptığım gibi her ikisi de.

Benim merak ettiğim deney, karışımın kuvvet altındaki davranışıydı. Gördüğüm deneylerde karışım kuvvet uygulandığında hamur ya da katı gibi davranıyordu, kuvvet kaldırıldığında da tekrar akışkan şekline geçiyordu. Ben bu deneyi elimde hamur yoğurarak ve kapta karışımı yavaş ve hızlı şekilde karıştırarak yaptım ve daha önce internetteki vidyolarda gördüğüm sonuçları aldım. 

Aşağıda benim yapmış olduğum deneyleri görebilirsiniz. Daha ilginç deneyleri de internette bulabilirsiniz. Örneğin bu karışımı bir hoparlör üzerinde şekilden şekle sokabilirsiniz ya da yeterince büyük bir kapta bu karışımın üzerinde batmadan yürüyebilirsiniz.


14 Kasım 2012 Çarşamba

Ümit ve Serkan (26)

Yarın matematik sınavları olduğundan Katja, Ümit ve Serkan'a yapmaları için küçük bir test hazırlamış. Sorular genelde haftalardır öğrendikleri bir teknik üzerine. Örneğin:

647 + 245 = ?
647 + 200 = 847
847 + 45 = 892

Eğer işlem toplama ise iki toplama, çıkarma ise iki çıkarma adımıyla sonuç bulunuyor. Böylece üç basamaklı sayıları kolaylıkla toplayıp çıkarabiliyorlar. Ümit'in testinde aşağıdaki sorunun çözümünü görünce aynı soruyu Serkan'a da sordum. İkisinin çözümünü de burada gösteriyorum.

Serkan:
218 - 90 = ?
218 - 90 = 128

Ümit:
218 - 90 = ?
200 - 90 = 110
18 + 110 = 128

Ümit bu yaratıcı çözümünden dolayı çok mutluydu.

1 Eylül 2012 Cumartesi

Ümit ve Serkan (25)

Geçen gün Serkan'ın matematik ödevini kontrol ediyordum. Dolma kalemle yazmayı pek sevdiği için ödevi de dolma kalemle yapmış. Tabii ödevde ufak tefek hatalar da vardı. Aşağıdaki fotoğrafta, Serkan'ın İsa resmini restore eden teyzenin yaratıcılığını aratmayan düzeltmesini görebilirsiniz. 


Bu bir çarpım tablosu ödevi. Sol altta 5 kere 10 işlemi yapılacak. Serkan önce cevap olarak 05 yazmış. Sonra da hatayı görmüş ve yukarıda basamakların yerini değiştirmek amacıyla okları çizmiş. Ödevi kontrol ederken onu öyle yapmamasını söyledim ve sonra cevabı çizdi ve altına 50 yazıp yukarı doğru ok yaptı. 

Ümit böyle bir hata yapsaydı o kağıt yırtılana kadar silmeye çalışırdı. Bir de bu çocuklar ikiz olacak.

16 Ağustos 2012 Perşembe

Ümit ve Serkan (24)

Dün Serkan ısrarla Ümit'e Nintendo 3DS için oyun almak istediğini söyledi. Neredeyse biriktirdiği bütün parayı vermeye hazırdı. Ona o kadar para vermene gerek yok, biz alırız dedik ama dinletemedik. İlle de yarın Mario 2 oyununu Ümit'e alacağım diye tutturdu. Neden sen almak istiyorsun diye sorduğumuzda da '8 yıldır Ümit'i dövüyorum, artık ona böyle güzel bir hediye almam lazım' dedi. Bugün oyunları almışlar ve ilginç bir şekilde hala kavga etmeden oynuyorlar. Ya çocuklar değişiyor, ya da daha iyi taktikler geliştiriyorlar.

24 Haziran 2012 Pazar

Ümit ve Serkan (23)

Bu sefer hava çok güzel değildi ama en azından yağmur yağmıyor diye ormana gezmeye gitmeye karar verdim. Çocuklar da gelmek istediler. Serkan'a ormanda banka kadar gideceğimizi söyledim ve o da o zaman  bisikletiyle geleceğini söyledi. Daha ormana yeni girmiştik ki Serkan dönmek istedi. Ümit'le ben de yola devam ettik. Ümit yeni öğrendiği Expelliarmus büyüsünü her bitki üzerinde kullandı. Daha sonra köpeklerini ormanda gezdiren komşularla karşılaştık ve Ümit tabii ki köpeklerden kaçtı. Banka geldiğimizde yan komşu köpekleriyle dinleniyordu. Ümit'i köpekleri sevmeye bu köpeklerin onun arkadaşları olduğuna ikna edebildik. Kısaca ona köpeklerin hangi hareketlerinin düşmanca hangilerinin dostça olduğunu anlatmaya çalıştım. 

Sonra Serkan'a verdiğimiz sözü unuttuk ve banktan yukarı çıktık. Yolda ölü bir köstebek, ölü bir kuş, ve yine ölü bir kelebek gördük. Ümit Serkan'dan önce köstebek gördüğünü söylediğinde başımın dertte olduğunu anladım. Eve dönüş yolunda bir kelebek peşinde koşturdum ama havanın çok rüzgarlı olması nedeniyle istediğim çekimleri yapamadım. 

Eve geldiğimizde Ümit tabii ki köstebeği ve diğer şeyleri herkese anlatmaya başladı, ben de o sırada tuvalete gittim. Tuvaletin kapısının tekmelenmesiyle birden yerimden sıçradım. Kapıyı açtığımda Serkan saldırıya geçti. 'Hani banka kadar gidecektiniz?' diyerek yumruklarıyla göbeğimin kalın yağ tabakalarını yoklamaya başladı. Verecek cevap bulamadım. Belki de yıllarca göremeyeceğimiz şeyler görmüştük dönüş yolunda ama Serkan'a sadece resimleri gösterebileceğimi söyleyebildim.

23 Haziran 2012 Cumartesi

Ümit ve Serkan (22)

Bu sabah okul festivaline giderken yolda Ümit matematiksel bir dille yapılacak koşu hakkında sorular sormaya başladı. Önce kısaca yarıştan bahsedeyim. Çocuklar ellerinde kendi isimlerine hazırlanmış bir kart ile koşuyorlar ve her turda bir damga alıyorlar. En fazla onbeş tur koşuluyor ve sonra da ebeveynler UNICEF'e tur başına belli bir miktar bağışta bulunuyor. Ümit'in aklına takılan soru aslında tur başına bağışlanan para ile bazı toplam bağış mitarlarının elde edilememesi, yani tam sayıların bölünebilmeleri üzerine. Tabii ki soruyu aynen aşağıdaki gibi sordu:

- Baba, Jack (nereden çıktığını hala çözemedim) tur başına 2€ bağışlıyor. Toplamda 15 € bağışlaması için kaç tur koşması lazım?